Ne Kadar Tanıyoruz?

27 Ocak 2021 Çarşamba 195 0 yorum

İnsanları tanıdıklarını sanıyorlar.
Oysa en yakınlarını bile ‘tanıyan çok az’. 
 
Tanıyor olduklarını düşünmek ‘daha güvenli’ çünkü.
Yoksa ne yapacaklar o kadar soru işaretiyle?
Delirmektense tanıyor, biliyor olmayı varsaymak daha güvenli...
 
En yakınlarını bile tanımıyor insanlar.
 
‘Çok az’ insan tanıyor dedim ya,
İşte o ‘çok az’ insan, kendi hakikatleriyle yüzleşme cesareti göstermiş
Ya da başka çaresi kalmamış insanlar...
 
Kendini tanıyan, başkasını tanır.
‘Kendini bilen, dünyayı bilir’ derler ya,
Öyle işte.
 
Peki bu ‘kendini bilmek’ büyük ifadesi ne anlama geliyor?
 
Örneğin siz kendinizi, kim olduğunuzu, ne olduğunuzu gerçekten biliyor musunuz?
 
Ya da o ‘çocukluğumuza ait, hatırlamadığımız, ama farklı derecelerle ‘akraba veya yakın’ diye servis edilen ‘başkalarının’ hikayelerinden ‘bir fikir sahibi olmaya çalıştığımız’, bilmediğimiz için de yine güvenliğimiz için anlatılanlara teslim olmayı tercih ettiğimiz’ gerçeğini kabul mü edeceğiz?
 
Hani ‘bilmek’ arzusuyla yanıp tutuşuyor ya insan,
Anlaşılan o ki bir o kadar da bilinmeyene teslim oluyor aynı insan.
Böylesi daha güvenli...
 
İlginç, değil mi: ‘bilinmeyende güvenlik arama yanılsaması’.
 
Gizem.
Bilinmeyen.
Görünmeyen.
Sır...
Hep ilgisini çekiyor insanın.
 
Öyle ya bu ‘bilinmeyen’ sıfatının muhatapları çoğu zaman ya ‘kutsal’ ya da ‘insan üstü güçlere sahip’ gibi...
 
Kendisine de bir gizem atfetme eğilimi yaygın o yüzden türümüzde:
 
Özelim...
Güzelim...
Başkayım...
Bambaşkayım...
Seçilmişim...
Fiyuuuu nelerim neler
 
:)
 
Kendisi ‘özel olmayanlar’ çoook özel birileri ya da bir kavram, düşünce, inanç vb ile yakınlaşarak, onlara tabi olarak, kul-köle olarak nasiplenmeye çalışıyorlar...
 
Kime yakınsan ondan -mış gibisin ya, işte öyle...
Yani ‘insanlar tam olarak, kime yakınsa ondan değil’ aslında

:)

Başka denklemler orada...

‘Aklını bu kadar güvenlikle bozmuş’ bir varlık,
Nasıl bilebilir ki kendisini...
Kim olduğunu...
Ne olduğunu...
 
???
 
Neyse...
‘Konu derin’

:)

‘Konu derin’ ifadesinin kendisi de bu anlatılan ‘gizem’ ihtiyacının ürünlerinden dostlar...
 
Tanıdığımızı ifade ettiğimiz birinden başkalarına bahsederken ‘adam çok kaliteli’ derken bile ‘kendini kaliteli gösterme gayretinde olan zavallı’ insanlarız işte...
 
Abartacak neyimiz var ki?!
 
Hem o ‘güçlü, nüfuzlu kişi ölecek, hem biz’...
 
Belki de en büyük benzerliklerimizden biri de bu...
Falancalardanız...
Filancalara yakınız...
Fişmakanı tanıyoruz...
O var ya hani,
Biliyorsun işte, filan ...
İşte onların hepsiyle ‘kendimizi akredite eden’ varlıklarız nihayetinde...
 
Yanılmak...
Bilememek...
Anlayamamak...
Bunlar korkunç geliyor bizlere...
 
Yanılmak yerine, ısrarla kendi hatamızda inat etmeyi tercih ediyoruz...
Bilmemek yerine, atıyor tutuyoruz...
Anlayamamış olmaktansa, ‘gibi görünmeyi’ seçiyoruz...
Hepsi tek bir ihtiyaç için: GÜVENLİK !!!
 
‘Kimse kimseyi tanımıyor’ demek iddialı olacak,
‘Çok az insan, çok az insanı gerçek anlamda tanıyor, biliyor’ diyelim...daha güvenli
 
:)
 
Sevgi ve saygılarımla, Murat Kaplan


Yorumlar

  • Henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olmak ister misiniz?

Yorumunuzu Paylaşın